14 Ocak 2010 Perşembe

Prag Reloaded 2


Dün çok yoğun olduğumu ve blogumu ihmal ettiğimi yazmıştım. Şimdi gece geçirdiğim anormal derecede şiddetli mide rahatsızlığı sebebi ile hazır evdeyken bir heves yazmaya başladım. Teyzemin de yoğun ısrarlarına dayanamayarak tabii :) Şarkıcı Beyonce'de müziğe 6 ay ara vermiş, özel hayatına odaklanmak için. Beyonce'den ne farkım kalmış benim de? 6 aydır evliyiz ve 6 ayı çok yoğun geçirdim. Bir de araya geziler sıkıştırıyoruz nasıl becerebiliyorsak. Küçükken turist rehberi olmak isterdim bol bol gezeyim diye. Sonra hostes olayım bari dedim tüm dünyayı görmek için. Fazla eğitimlisin bu iş seni tatmin etmez dediler :P Ben de kendime öyle bir sevgili buldum ki benim gibi gezmeyi seven bazen ben bile hızına yetişemediğim cinsten.

Daha önce de bahsettiğim gibi Ekim ayında almıştık uçak biletlerimizi . Aralık ayında da vize işlemleri derken son günler baya bir koşturmacalı geçti. Ben yine dayanamayıp 28 kg'lik valiz almışım yanıma. Suisse air ile geçen konforlu yolculuğumuz sonunda biraz da rötarlı olarak Zürih üzerinden aktarmayla Prag'a ulaştık. Geçen seferkinin aksine Prag'da dondurucu bir soğuk yoktu. ( Bu sıcak konfor 2 gün sürdü :) Gittiğimizde bizi bir sürpriz bekliyordu. 2 ay önceden rezervasyon yaptırdığımız ve böbürlene böbürlene bahsettiğimiz ucuz otelimiz yerinde yoktu. Nasıl mı? Adamlar oteli kapatmışlar ortadan kaybolmuşlar (Gerçi sonradan ortaya çıkmışlar, nasıl dolandırıcı bunlar anlamadık suçunun cezasını çekmeye pek hevesli) Biz gelmeden önce Prag'a ulaşmış hatta küçük bir keşfe çıkmış Seda ile Engin'le sanki Mustek metro istasyonunda sözleşmiş gibi buluştuk. İnsanın yurtdışında kendi insanını görmesi güzel oluyor, bu biz Türklere özgü bir duygu mu bilemiyorum. Mesela biz bir kebapçı dönerci de görsek hemen "Selamünaleyküm abi" demeden geçmiyoruz :)

Bizi başka bir kaçık İtalya'nın sahibi olduğu bir apart otele yerleştirmişler. Tabi bu arada Seda ile Engin'in başından ne maceralar geçmiş , ne şoklar yaşamışlar. Biz ohh başımızı sokacak bir çatı bulmuşuz neyseki diye sevinirken çatlak italyan markus'un telefonu ile otele apar topar geri döndük. Adam bizden 2 katı para istiyordu. Derken diğer otel sahipleri ile aralarında çıkan münakaşa ve (sonradan gülerek anacağımız) korkulu dakikalar sırasında valizlerimizi kaptığımız gibi merdivenlerden koşar adım indik. Bu sırada binanın kapısından polisler içeri giriyordu. Seda bir heyecanla polis arabasına yanaşıp " we stay in street" yani sokakta kaldık dediyse de :) polis hiç oralı olmayıp aracın kapısını yüzümüze kapadı

Bilmediğimiz uzak bir memlekette gecenin bir yarısı sokakta kalmıştık. İşte o an valizimi neden o kadar doldurduğumu sorgulamaya başladım. Ne diye evimden kalkıp buralara gelmiştim. Her an birisi tarafından dolandırılabilir ya da saldırıya uğrayabilirdik sanki :) Paranoyak bakışlarımızla etrafta kalacak bir otel ararken farkettik ki yılbaşı nedeni ile koca Prag'da 1 tane bile boş oda yoktu. Gitgide Hilton Shareton gibi otellere yaklaşmaya başlamıştık. Bize 1 oda 2 yatak bile olur abla dedik en son. Neyseki daha önce turla gittiğimiz otelde son 2 oda bizi bekliyordu. Bu bir mucize olmalı deyip taksiye atladık. Giderken bile inşallah biz gidene kadar kapılmaz korkusunu yaşıyorduk ( bu nasıl bir şanssızlıksa) Kendimizi Diplomat Otelin güvenli kollarına attığımızda bu kabus sona ermişti. Bir görevi daha başarıyla tamamlamış olan bizler yatağa başımızı koyup bu ruh halini atlatmak için gözlerimizi sımsıkı kapadık :)


Devamı sonra....


Merak edenler için Prag fotoğrafları tıklayınız

4 yorum:

Berrak dedi ki...

Otel maceranız bir tür skandal :) ama sonradan keyifle anılacak hoş bir anı, yazının devamını bekliyorum :)

Dışavurum dedi ki...

Ay ben korkudan ne dediğimi biliyor muyum ? :)
Şu an hala iki böbreğimizle yaşıyorsak, bunu Ramazanlarda gittiğimiz Sultan Ahmet ziyaretlerimize borçluyuz :)

Ayrıca o gece parmağım kapıya da sıkışmıştı , haturlarsan elektrik çarmış gibi ciyaklamıştım , hala siyah ...Neyse şimdi evimizdeyiz , oohh ! :)

nesobaby dedi ki...

Canım valla verilmiş sadakamız varmış :) O kadarını söylemiyim dedim sen çünkü çok ağladın biz de çok üzüldük zaten sinirler gergin bir de üstüne parmak olayı tuz biber oldu :) hatırlatmıyım demiştim ama sen de unutamadın tabi o acıyı :(

özgün dedi ki...

vuu maceraya bak ulen biz hava kararınca ekmek almaya çıkmıyoruz evimizin önüne :))

kuzen bir de benim blogta mimledim seni bak yeni blog raconları öğreniyorum :D