18 Mayıs 2010 Salı

Adalarda Modalarda Gezmece Tozmaca...


Bu aralar haftasonları hiç evde oturasım gelmiyor. Hatta hafta içi günlerde de öğlen yemeğe dışarı çıkarsak içeri giresim gelmiyor :) Havalar ısındığında mesailer de kısalsa keşke...
Öğrenci olup bol bol gezilecek zamanın olduğu günleri çok özlüyorum.
Haftasonları da çok hain , 2 gün o kadar çabuk geçiyorki. Keşke cumaları da tatil olsa ya da pazartesiler. Ahh ahh..

Siteye koyarım diye çektiğim/çektiğimiz fotoğrafların birçoğunu picasaweb'e yükledim . İnternet üzerinden fotoğraf paylaşımı için albüm oluşturabileceğiniz ve fotoğraflarınızı da kolayca arşivleyip düzenleyebileceğiniz çok kullanışlı bir program ( picasa)




Ankara'dan bizi ziyarete gelip 2 güncükte olsa çok iyi vakit geçirdiğimiz sevgili arkadaşlarımız Emel ve Mehmet, Ankara'nın sıkıcı havasından bir nebze de olsa kurtulmuş bir şekilde evlerine döndüler. Ben büyük konuşmak istemesem de uzun süre deniz olmayan ( en azından ortasından bir nehir geçsin ya da göl) şehir sınırlarında yaşayamak istemem. Mesela geçtiğimiz pazar anneler gününü protesto etmek için ( annelerimiz yanımızda olmadığından ) babam ve kuzenlerimle Caddebostan sahile gittik, kahvaltıya. Evinizin mutfağına tıkılıp kalmamak için kahvaltı yapabileceğiniz güzel bir alternatif mekan. Tek yapmanız gereken kahvaltılık malzemelerinizi ve piknik örtünüzü yanınıza almak. Daha uzun sürsün bu keyif derseniz kitap gazete alarak yeşil çimlerin keyfini sürebilirsiniz. ( fotoğraflar için tıklayınız) İstanbul'dayken ne zaman sahilde vakit geçirirsem ya da boğazdan geçerken ya da vapurda yolculuk , ohh iyi ki bu şehirde yaşıyorum demeden geçmem :) Bu arada sahil yolu bisiklet ve benim gibi paten (rollerblade) delileri için çok uygun bir pist.



Neyse dönelim 23 Nisan haftasonuna geri. Tarihi yarımada ve Taksim gezimizden sonra 24 Nisan'da da Sedoşla planladığımız Büyükada Bisiklet fantazimizi gerçekleştirdik hep beraber. Her ne kadar yokuşları çıkmak yorucu olsa da ( benim gibi ham vücutlular için) genel olarak çok iyi vakit geçirdik. Baharın gelişini işte bu yüzden seviyorum. Bütün kış uykudaymışız gibi birden uyanıp kendimizi sokaklara ve doğaya atıveriyoruz. Büyükada'ya erken bir vapurla / motorla gidip , vakit kaybetmemek için kahvaltınızı bizim gibi simit peynir çay / süt ( ben çay içmem süt içerim) ile yapıp hemencecik bisiklet turuna başlayabilirsiniz. ( Simit ve çayı vapurdan temin edebilirsiniz) Fotoğrafları da işte burda... Bisiklet kiralamak için saat fiyatı değil gün fiyatı üzerinden anlaşın ( ilk mekanlar günlük 15 TL biraz daha ilerde daha az kullanılmış günlüğü 10 TL 'lik bisiklet kiralama mekanları bulabilirsiniz) İsterseniz de kendi bisikletiniz ile gidebilirsiniz. Bisikletinize sepet taktırmanız sizin için kolaylık olacaktır. Bu arada fayton sürücüleri o kadar acımasız ki .. Yayalar kaldırım yerine yolu kullanıyor, faytonlar da hızla geliyor , bisiklet sürücülerine de pür dikkat gitmek düşüyor. Büyük tur yolundan giderseniz hem manzara çok güzel hem de daha az faytonun geçtiği az tehlikeli sakin huzur dolu bir yol olacaktır. Dilerseniz yolun ortasında da buz gibi içecek ve patates kızartlamalarınızı yiyebilirsiniz. Biz yemek için sahile geri dönmeyi bekledik. Döndüğümüzde de midye tavayı hüplettik :) Dönüşte de tabiiki bir ada dönüşü klasiği, martıları besledik :)))


Erken başladığınız ada turunu da vakitlice bitirip Mehmetleri yolcu etmek için ana karaya geri döndük ( YİNE BEKLERİZZZ :))


Bu kadar fayton tehlikesinden sonra da at binme maceramdan bahsetmeden edemeyeceğim. Banu ve Yıldırım ile birlikte gittiğimiz Samandıra'daki Şahlanan Binicilik okulunda çok keyifli vakit geçirdim. Hayvanları çok sevdiğim için uzun zamandır at binmenin nasıl olduğunu merak ediyordum. Hem Bihter ata biner de ben binmez miyim? Hem o çizmeleri ben Bihter'den önce almıştım. ( Bihter çizmesi) Bu da benim için güzel bir deneyim oldu. Hatta arada gidip yine binmeyi düşünüyorum ne de olsa bacak ağrılarım geçti :)) Evet evet gerçekten ilk 5-6 gün ağrısı çok kötü oluyormuş . Ama sonradan ağrılar geçiyor yerine işte bu güzel fotoğraflar kalıyor :))

Baharın tadını çıkarabildiğimiz şu nefis mis kokulu günlerde bir kahvaltı alternatifi daha :



Anadolu yakası sakinleri iyi bilir. Modanın havası bir başkadır. Biz genelde yiyeceklerimizi Moda'daki Elif pastanesinden alır , sahildeki çay bahçelerinde deniz manzaralı bir masa kaparak kahvaltımızı yaparız. 2 hafta önce İlke-Alper ve İlker ile gittiğimiz kahvaltıdan görüntüler . Biz önce o nefis yiyecekleri yedik sonra da İlke ile kızkıza sahile inip yürüyüş yaptık. Erkekler de bu arada iş konuştular (tabii ki!!) İlke biraz çiçek ödünç aldı :)) Dönüşte Ali Usta'nın leziz dondurmalarından yedik ve acem halısı denen çok güzel renkli bir bitki satın aldım .Umarım soldurduğum bonzailerimden ve mandalina ağcımdan sonra bunun ömrü uzun olurr !! Lütfeenn!



Not: Ben bu yazıyı yayınlayana kadar çiçekler soldu üzgünüm :(

Burki 'nin apandistine geçen cuma veda ettiğimizden beri yayınlamaya fırsatım olmadı. Ama solan çiçeklerin yerine hasta ziyareti çiçekleri geldi umarım onların ömrü uzun olur :))


Hem deeee benimkiler üst komşunun antoryumlarından daha güzeeel . Sağolsun kuzen Ayşe ;)

4 yorum:

-KoKosh- dedi ki...

mükemel fotoğraflar çok beğendim yaa

zeynep dedi ki...

üşenmedim fotoğrafların hepsine tek tek baktım hepsi harika..hele şu bisikletli fotoğrafa bayıldımm

Bero dedi ki...

Nesom süper gezmişsiniz bayıldım
Burki'ye geçmiş olsun dileklerimi ilet lütfen
Ben de çok gezgin bir kişiydim ama son zamanlarda duruldum biraz haliyle :) Yine de çok fena sayılmam.

nesobaby dedi ki...

Teşekkürlerrr :)) Beğenmenize sevindim
Bero co Burki gayet iyi maaşallah :) ayaklanıp tatile bile gittik :) Çok yakında Van tatil fotoğraflarımı ve yazımı da yazmayı planlıyorum can atıyorum hatta çünkü gerçekten gidip görülmesi gereken bir yermiş :) sizler için bir sürü bir sürü fotoğraf çektim nesobaby severler :)))